TARİHÇE

Yazdır

COĞRAFİ KONUM:

Karadeniz'e 20 km. uzaklıkta, denizden yüksekliği 20 m olan ve Kızılırmak'ın biriktirdiği birikinti ovası üzerinde kurulmuş; bir ilçemizdir. İlçe doğusunda ve kuzeyinde Karadeniz, batısında Alaçam, güneyinde Kavak ilçeleriyle çevrilmiştir. Yüz ölçümü 175.000 hektar. Samsun'a uzaklığı 51 km. dir. Kızılırmak deltasını kaplayan Bafra ovası güneyde dağlarla çevrilidir.

Bunlardan en yükseği 1224 m ile Nebyan dağıdır. Bu dağlar Canik Dağlarının uzantılarıdır. Bafra'nın en büyük, Türkiye'nin ise en uzun akarsuyu Kızılırmak bu dağları derin bir vadi ile geçerek ovaya ulaşır. Bafra ovası tamamen Kızılırmak tarafından oluşturulmuştur. Irmağın denize yakın kısımlarında birçok göl oluşturmuştur. Nebyan dağının etekleri ise yayla durumundadır.

Kızılırmak'ın uzunluğu 1151 km'dir. Sivas'taki Kızıl Dağ'dan doğar, Orta Anadolu'da geniş bir yay çizerek Bafra'dan denize dökülür. En çok Nisan ve Temmuz dönemlerinde su taşır. Kızılırmak'ın denize döküldüğü yerde oluşmuş göller, ırmağın her iki yakasında da yer alır. Batıdaki göl Karaboğaz, Doğudaki ise balık gölleridir.

Doğu yakada yer alan göllerin başlıcaları şunlardır; Dutdibi, Liman, Hayırlı, Çernek, Uzungöl, Tombul göl, İnce göl. Göllerin çevresi sazlık ve bataklıktır. Ancak , ormanlık alanlarda göze çarpar.

TARİHİ:

Bafra'nın tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bafra adının; Kızılırmağın denize açıldığı yerde (M.Ö. 521 yıllarında Fenikeliler zamanında) ticaret gemilerini yanaştığı koylara kurulan, ticaret evlerine, Bafira denilmesinden geldiği sanılmaktadır.

BELEDİYEMİZ TARİHİ:

Bafra Belediyesi Ülkemizin ilk  Belediyelerinden biridir(1868).Devlet Arşivlerinde bulunan Osmanlıca Belediye Meclis Defterleri ve kayıtlarında;1868 Yılında Bafra Kazasında Belediye Teşkilatının kurulduğu anlaşılmaktadır.Bafra Belediyesinin ilk bilinen Belediye Başkanı Osman Efendi'dir.1871 - 1876 Yılları arasındaki karar defterlerinde "Şehir Emini" olarak imzası yer almaktadır...
Yordonaki Efendi    
Akağazade Hasan Efendi   
Kertoğlu Ali Ağa     
Hacı Lokmanzade Zihni Efendi   
Hamamcızade Ali Efendi    
Ulemazade Asım Efendi   
Hacı Muharrirzade Mehmet Efendi  
Müftüzade Saltanat Osman Efendi     
Gümrükçüzade Osman Efendi  
İlyasefendizade Hacı Muhlis Efendi  
Derebeyzade Kaşif Efendi  
Çelebizade Hacı Tevfik Efendi  
Saffetzade Hilmi Efendi    
Çakırzade Rahmi Çakır   
Enderunzade İsmail ENDERUN        
Kamil ÇUHACI    1938 - 1943   
Ahmet ÇAKIN    1943 – 1944
Mustafa ERGİN    1944 – 1950
Necati Bora    1950 - 1954
Mahmut BARUTÇU    1954 – 1955
Ali KALE    1955 - 1973 
Duha SERTKAYA    1973 – 1977
Sefer PEKER    1977 – 1980 – 1989 - 2004
Yaşar BUHARALIOĞLU    1984 -1989
Hasan ASLAN    1994 -2004  
Şükrü NEİŞ    2004 – 2009
Zihni ŞAHİN 2009 - 

BAFRA İSMİNİN KAYNAĞI:

Bu konuda ileri sürülen çeşitli iddialar vardır. Bazı kaynaklarda BAFİROS'dan söz edilir. Büyük bir ihtimale Venedikliler ,Cenevizliler, ve Rumların bu ismi kullandığı tahmin edilmektedir. Bilhassa Rumların sonu (OS)la biten isimleri nazar-ı dikkate alınırsa bu biraz daha gerçeklik kazanabilir. Fakat Bafra'nın gerçek ismi olması şüphelidir. Çünkü adı geçen toplulukların, her gittikleri yere , asıllarına ilaveten kendilerinin de bir isim koyma adetleri vardır. Dolayısıyla Bafra'nın asıl isminin yanısıra BAFİROS'un da takma ad olarak kullanıldığı ihtimali ortaya çıkmaktadır.Bir diğer kaynak da Bafra'nın BAF-RAH kelimesinden doğduğunu yazmaktadır. Baf-Rah Farsça'da (yol almak) manasına gelmaktedir. Söz konusu kelimede yer alan sondaki (-h) harfi, halk arasında konuşula konuşula zamanla düşmüş ve böylece Bafra ismi ortaya çıkmıştır.En kuvvetli ihtimal, ilçe isminin "BAVRA"dan gelmiş olduğudur. Zaten birçok eski kaynakta direkt bu şekilde kullanmalar olmuştur. Diğer taraftan Osmanlı Edebiyatında Avşar'a Afşar, Kevgir'e kefgir, Vişne'ye Fişne denilmesi gibi, "Bavra" kelimesindeki (V) harfi de zamanla, dilde (F)'ye dönüşmüş ,böylece (BAFRA) ismi ortaya çıkmıştır. Bafra isminin en az üç yüz elli yıldır kullanıldığı tahmin edilmektedir.

TARİHİ VE TURİSTİK MEKANLAR:

Ali Kale turistik Tesisleri:

Bafra Belediyesi Ali Kale Turistik Tesisleri Yaz sezonunda Ziyaretçilerine farklı alternatifler sunuyor. Baştan sona yenilenen Tesislerde tam anlamıyla Mavi ile Yeşilin uyumunu yaşanıyor. Tesisler bünyesinde Moteller,Oteller,Bafra'nın ünlü Pidesinin her çeşidi ve Lahmacun çeşitlerinin bulunduğu ayrıca Kahvaltı hizmeti veren Restaurantı,Çay ocağı gezinti alanlar ve tertemiz havuzumuz bulunmaktadır.

Alibey Çeşmesi: 
Bafra' nın en eski çeşmesidir. Cumhuriyet Meydanında Kaymakamlık binasına ait bahçenin bitişiğindedir. Sütun başları motiflerle süslü olup, Gotik tarzını andırmaktadır. Rumi 1167 (Milad,i 1751)' de yapılmıştır.

Asar Kalesi: 
Köy hudutları dahilinde yer alan Asar Kalesinin M. Ö. 1. bin yılından sonra yapıldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca kale ile bağlantılı bugüne kadar ayakta kalabilen gözetleme kuleleri dikkat çeken yerlerdir.

Deniz Feneri:
Bugünkü deniz fenerin yerini Bir fransız, bir Macar ve Alemdar Zadelerden Kancıoğlu Recep (Özkan)' dan müteşekkil heyet başkanlığında bir grup belirlemiştir. Çalışmalara 1922 yılında başlayıp 1923 yılının Nisan ayında bitmiştir. Halen Aktif olarak çalışmaktadır. 
Balık Gölleri:
Türkiyenin en nefis sazan balıklarının çıktığı göllerdir. Kızılırmak deltası üzerinde yer alan Balık göller 33 parçadan oluşur. Özellikle Yeşilyazı, Koşuköyü, Emenli, Harız ve 19 Mayıs' a bağlı Yörükler beldesi içinde yer alan Balık gölleri yaklaşık 980 hektarlık bir alanı kaplar. Uzungöl, Ulugöl, Tatlıgöl, Kıcıgöl, Ayangöl, Cernekgölü, Limongölü, Sülüklügöl, Kahırlıgöl, Bataklıgöl, Karaboğazgölü başlıca isim yapmış olanlarıdır.

Beylik Köy Hüyüğü:
Tepecik köyü sınırları içinde yer alan bir hüyük yerleşme merkezidir. Eteğinde bir pınar bulunmaktadır. M.Ö 3.000, 2.000 ve 1.000 yıllarına ait eserlere, bu arada Friglere ait boyalı çanak - çömlek parçaları bulunur.

Böğürtlen Höyüğü: 
Bafra' nın Komşupınar köyüne bağlı bir mahalle ismi ve eski bir yerleşme merkezidir. Genç-Antik çağına ait birçok esere rastlanmıştır. 

Büyük Camii (Cami-i Kebir):
İlçenin en eski tarihi eserlerindendir. Evliya Çelebi 'nin 300 yıl önceleri yazdığı meşhur SEYAHATNAME' sinde bahsettiği iki Cami den birisidir. Önceleri zamanında Bafra Beyi , İsfendiyaroğulları 'na mensup EMİR - MİRZA tarafından, merkez de toplanan halkın ibadetini ifa edebilmesi için ahşap olarak yaptırılmıştır. Bugunkü camiin ise, üzerindeki kitabede Rumi 1086 yılında (Miladi 1670) Ayşe Hatun tarafından yaptırıldığı ifade edilmektedir. Ayşe Hatun ise Osmanlı Devlet adamı Köprülü Mehmet Paşa' nın kızıdır.

Çetinkaya Köprüsü:
Cumhuriyetimizin ilk ve büyük eserlerinden başlıcasıdır. Kızılırmak üzerinde karşıdan karşıya geçiş 1937' den önceki devirlerde 650m uzunluğundaki ahşap bir köprü ile sağlanıyordu 1937 yılı Kasım ayının 4.günü köprü hizmete açıldı.Nafia (Ulaştırma) bakınına izafeten Ali ÇETİNKAYA köprüsü oldu. Köprü 7 Kemerli olup 250 m uzunluğundadır. Şifa Hamamı ( Eski Hamam) Üç yüzyıl kadar önce yapılmıştır. Kubbelidir. Çok tipik bir yapısı vardır. Yukarıdan bakıldığında, güneş ışığının girmesi için yapılan gözler, tıpkı Ay yüzeyini kaplayan kraterlerin görünümünü andırır. Pek geniş olmamakla beraber zamanın en büyük hamamlarından birisidir. İçinde ayrıca eski zamanlara ait bir mezar bulunmaktadır.

Kuş Cenneti:
Kızılırmak Deltasının bir başka ifadesidir. Ülkemizin , Karadeniz sahilinde tabii özelliklerini koruyabilmiş en büyük, güzel ve özel sulak alanıdır. Türkiye' de 420 kuş türü bulunmaktadır. Bunların 316 türü Bafra' da burada barınmakta veya konaklamaktadır Bölgede üreyen kuş türleri ise 140 'tır.Sulak alanda kış boyunca her yıl en az 100.000 su kuşunun barındığı sanılmaktadır.

İkiztepe Kazıları:
Orta Karadeniz bölgesinde yapılan arkeolojik kazılar, buralarda M.Ö. 3000, 2000 ve 1000 yıllarında bir hayli sık yerleşmelerin varlığını göstermiş ve bu bölgenin Orta Anadolu ile yalnız Eski Tunç çağında değil, aynı zamanda Hitit, özellikle Eski Hitit devrindeki ilişkileriyle ilgili de şahitlik eden belgeler bulunmuştur. Etiler (Hititler) Anadolu 'ya gelip, Kızılırmağın geniş kıvrımı içine yerleştikten sonra, Hattuşaş' ı (BoğazKöy) kendilerine başkent yapmışlardır. Daha Sonra Yerleştikleri yerlerde büyük medeniyetler kuran Hititler bu merkezleri birbirine bağlamak için büyük ve düzgün yollar ile üzerine birtakım kaleler, istihkamlar inşa etmişlerdir. Bu yolların en büyüğü Orta Anadolu' yu Samsun' a bağlayan yoldur. Ana yol Kavak ilçesinden itibaren bu günkü asfalt şasenin geçtiği tabii vadiyi izlemiştir. Bunun en açık delili söz konusu vadinin her iki yakasında belirli uzaklıklarla sıralanan hüyük veya yamaç yerleşmelerdir.1917 yılında Kayserinin Kuzey - Doğusunda Prag'lı Fr.Hrozny tarafından Kültepe yakınlarında yapılan hafriyatlar sonucu ise yeni bir şehir çıkartıldı. Bu, Asur birliğine bağlı Kapadokya eyaletinin merkezi Kaneş idi. Burada bulunan Çivi yazısı' yla yazılı talebler Eti tarihini çok geri zamanlara götürdü ve taleblerin incelenip, okunması sonucu Etiler' in M.Ö 2000 yılına kadar olan tarihinin büyük kısmı aydınlığa kavuşmuş oldu. Bilahare ilgili yerlerde yapılan düzenli kazılar Etiler' e (Hititler) M.Ö. 3000 hatta 4000 yıllarına ait bilgilerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yapılan bu kazılarda bulunan Taleblerde Kızılırmak kenarında yer alan Zalpuwa (Zalpa) şehrinden de bahsetmektedir. Prof.Dr.Uluğ Bahadır Alkım başkanlığında 1971 - 1975 arası toprak üstü kazı çalışmaları Bafra' da yapılmaya başlandı. Zalpha kentinin bulunduğu tahmin edilen Bafra'ya 7 km uzaklıktaki İkiztepe köyüne 1974 yılında kazı çalışmaları başlatıldı. Bu kazı çalışmalar sırasında 1980 yılında Prof.Dr. Uluğ Beyi kaybettik ve başkanlığa Prof. Dr. Önder Bilgi getirildi. Bu güne kadar ürdürülen kazı çalışmalarında 8.000 dolayında tarihi kalıntı ortaya çıkartılmıştır. Bunlar arasında Dramos mezar, dönemin modern silah ve tekstil atölyeleri ile mezarlıklar bulundu. Ayrıca beyin ameliyatı yapıldığına dair kafatası izleri bulunması buranın çok gelişmiş bir medeniyet köşesi olduğunu işaret etmektedir.

BARAJLAR:
Altınkaya Barajı:
Kızılırmağın su taşıma potansiyelini, Aşağı Kızılırmak vadisi içinde değerlendirmek maksadıyla yapılmış, elektrik üretimi amaçlı barajdır. Altınkaya Barajı ve Hidro Elektrik Santrali 1987 yılı sonunda tamamlanmıştır. Yılda 1.632.000.000 KW/saat enerji üretilmektedir.

Derbent Barajı: 
Bafra ilçe merkezine 12 km. uzaklıkta kurulu bulunan sulama amaçlı barajdır. Ova üzerinde yer alan 34.000 hektarlık bir arazi kitlesini sulayacak büyüklükte yapılmıştır. 

BAFRA’YA ÖZEL SELE-SEPET ŞENLİKLERİ:
Bilindiği gibi Mübarek Ramazan ayının millet hayatımız üzerinde çok önemli tesirleri vardır. İnsanlarımız arasında dostluk, kardeşlik duyguları artar, suç oranları büyük oranda azalır. Her tarafı ulvi bir hava sarar. Kalpleri, tarifi kolay olmayan huzur doldurur. Hep iyi duygularla hareket edilir. Düşkünler daha çok düşünülür. Muhtaçlara yardım etmek için adeta yarışılır. Herkes evindeki iki lokmayı başkalarıyla paylaşmaya çalışır. İftar ve sahur sofraları, bütün aile fertlerinin bir ay süreyle bir araya geldiği bir eğitim fırsatıdır. 
Yalnız Ramazan ayının Bafra insanı ve bilhassa Bafralı çocuklar açısından çok ayrı bir anlamı daha vardır. Çocuklar, Ramazan ayının onbeşinci gecesini iple çekerler. Zira o gece onlar için güzel duyguların pekiştiği gecedir. Her yıl, Mübarek Ramazan ayının 14'ünü 15'ine bağlayan gece Bafra'mızda şenlikler yapılır. 
Buna "Sele-Sepet Şenlikleri" denir. Hatta bu gece yıllardır sele-sepet gecesi olarak bilinmektedir. Sele-sepet gecesi büyüklerle küçüklerin daha çok kaynaştığı, çocukların sevindirildiği, onlara izzeti ikramda bulunulduğu gecedir. Eğlenmeleri, gülmeleri için bir gün önceden hazırlıklar yapılır. Herkes çocuğuna halk arasında "sele-sepet" denilen fenerler alır. Daha sonra gelecek küçük misafirler için şeker, bozuk paralar veya meyve bulundurulur. Sele-sepet gecesi şenliklerle başlar. 
Vakit iftarın peşinden gelen zaman parçasıdır. Çocuklar gruplar halinde kümelenir. Küçükten büyüğe doğru boy sırasına geçerler. En önde genellikle iki yaşlarında çocuklar bulunur. Bir anda ilçenin bütün cadde ve sokakları bu küçüklerin, ellerindeki fenerlerin ışığıyla aydınlanır; 
Mahallede şenlik var, 
Bize geldi etraf dar, 
Sele-sepetleri alın, 
Çıkın yola ey çocuklar.
Böylece henüz gruplara katılmamış evlerdeki son çocuklar da çağrılır. Sonra şu mani söylenir;
Haydi hep gezelim, 
Şekerleri süzelim, 
Bu gece sele-sepet, 
Eğlenelim, gülelim.
Ve belirli bir düzen içinde evleri gezmeye başlarlar, ilk durak da şu maniler söylenir;
Sele-sepet top kandil, 
Aç kapıyı ben geldim, 
Ay da yıl da bir kere, 
Kapınıza ben geldim...
On bir ayın sultanı, 
Geçiyor Ramazan ayı, 
Açın kapınızı bize, 
Amca, hala, teyze, dayı...
Kapı açılır. Evin hanımı ve beyi birlikte çocuklara sırayla ikramda bulunur. Onların saçını okşarlar. Öğüt verici güzel sözler söylerler. Bazı hane sakinleri kapılarını mahsustan açmazlar. Sabırsızlanan küçükler, bu sefer onlar için ayrı mani söylerler;
Açın kapınızı bize, 
Uğur gelir evinize, 
Eğer bahşiş verirseniz, 
Bolluk getiririz size...
Gecikerek açılan kapıdan gülümseyen yüzler çıkar. Oyunları tutmuştur. Ve kendileri için özel mani söyletmişlerdir. Karşılığında hepsine teker teker bozuk para verirler. Bu arada çocuklardan birinin sele-sepeti yanar. Başlar ağlamaya. Bunu gören babası hemen yenisini alır, çocuk da memnuniyetini hemen dile getirir;
Sele-sepetim yandı, 
Şekeri içinde kaldı, 
Üzüntümü gören babam, 
Bana yenisini aldı.
Ev ziyaretleri mani ile devam eder
Ey evin sakinleri, 
Verin bize telkinleri, 
Sele-sepet geçiyor, 
İkram edin şekerleri.Her gidilen evden muhakkak bir ikramda bulunulur. Alınan şeker, para vb. hediyeler ellerdeki sele-sepetin içine konulur. Dakikalar çok çabuk ilerler. Artık teravih vakti yaklaşmıştır. Son olarak şu mani söylenir;
Büyükleri sayalım, 
Küçükleri sevelim, 
Ramazan ayı geçiyor, 
Kıymetini bilelim.
Ve böylece sele-sepet şenlikleri sona erer. Babalar çocukların ellerinden tutarak, hep birlikte teravihe giderler.